Uygulama yada Grafik Tasarım

Bir kaç yıl önce marketlerde dolaşırken dikkatimi çeken şey şuydu ; Zeytinyağı gibi binlerce yıllık tarih kokan, mitolojik, mistik nitelikler taşıyan ve gerçekten “Tanrıların İksiri” sıfatını tam olarak hakeden bir ürün, hep standart kalıblar içerisinde hazırlanmış ambalajlarla insanlara kakalanıyordu. Zeytinyağı bu nitelikleri ile daha iyi ambalajlar hakediyor fikri ile başlayan çalışmalarım zaman içerisinde bu ambalajları belkide fantastik denilebilecek farklı boyutlara taşıma hevesine dönüştü.

Bugün bazı arkadaşlarımızın veya reklam verenlerin bu tip kavramsal uygulamaların “ürünün yada grafik tasarımın geleneklerine” yakışmadığını düşündüğünü görüyoruz. Oysa tasarımcılar olarak yapacağımız en büyük yanlış tipkı bazı üreticilerin (reklam verenlerin) yaptığı hatayı bizim de tekrarlamamız dır… “İnsanlar anlamaz !” zihniyeti.

Bizler ve üreticiler hedef kitlemiz İnsanlarını aptal sınıfına yakıştırmak yerine onlarında hayal gücü geniş, değişikliği ve iyi kurgulanmış işleri alkışlayabilen, ürün ile tanıtımı arasında iletişim kurma zekasına sahip insanlar olduğunu kabul edersek ve bu vizyonu misyonumuz haline getirebilirsek, inanın doğru olanı yapmış olacağız. Zaten grafik tasarımcının da amacı ve görevi bu değilmidir ? Farklı kurgulamak ! Eğer fark üretemiyorsak, grafik tasarımcı kimliğinin hakkını veremiyorsak nasıl olurda kendimize grafiker, yaptığımız işlere grafik tasarım deriz.

Sevgili meslektaşlarım ; Marketin reyonları arasında dolaşan bir İnsan ile rafta bekleyen ürünün iletişim kurmak için sadece 1 saniye zamanı vardır. Sizce standart, diğerlerinden farkı olmayan ambalaja sahip bir ürünün bu 1 saniyede fark edilme olasılığı nedir ? TV de nefret ettiğimiz dizi arası reklamların hangisini izliyoruz ? Ayşe teyzenin klişeleşmiş deterjan reklamını mı ? Yoksa her seferinde bize farklı bir “kirlenmek güzeldir” mesajı veren deterjan reklamını mı ?

Kimliğimize saygı duyalım, standart, kalıblaşmış “Uygulamalar” yapmak yerine “Grafik Tasarım” yapalım ve müşterilerimizi de bu şekilde bilinçlendirmeye üşenmeyelim. Unutmayalım ki, Amerikaya binlerce seferde gitseniz, tarih… oraya ilk giden insanı anlatacaktır !

Bu yazıyı sitem etmek maksadıyla yazmadım. Amacım meslektaşlarımın üzerindeki geleneksel ağırlıkları bir kenera atarak daha geniş bir hayal gücü dünyasında daha farklı boyutlarda dolaşarak tasarımlar yapabilme hevesi kazandırabilmekti.

Zülfikar Fidancı